"Sancı: İslamiyet'in Doğuşu" filmi için kurulan Mekke platosu yoğun ilgi görüyor — Detaylı Analiz
Son gelişmelere göre, İnşa süreci devam eden yaklaşık 40 dönümlük platoda Mekke'nin yanı sıra Medine şehri de yansıtılacak. Plato, henüz tamamlanmamasına rağmen hem bölge halkı hem de İstanbullu ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi görüyor. Kalyoncu, AA muhabirine 60'ın üzerinde sinema filmine imza a
Son gelişmelere göre, İnşa süreci devam eden yaklaşık 40 dönümlük platoda Mekke'nin yanı sıra Medine şehri de yansıtılacak. Plato, henüz tamamlanmamasına rağmen hem bölge halkı hem de İstanbullu ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi görüyor.
Kalyoncu, AA muhabirine 60'ın üzerinde sinema filmine imza attığını, Kovid-19 salgını döneminde de "Malazgirt 1071" filmini seyirciyle buluşturduklarını belirtti.
Malazgirt 1071'den sonra dönem filmi yapmak istediğini belirten Kalyoncu, "'Çağrı' filmi, Asr-ı Saadet dönemi hepimizin hayalinde bir yer edinmiştir. Biz de filmciliğimizi İslamiyet'in doğuşunu anlatan bir dönem filmiyle taçlandırmak istedik. Çekimlerde belki Suudi Arabistan'dan, belki İran'dan faydalanabiliriz gibi düşünüyordum ama sonraki süreçte ülkemize böyle bir platoyu kazandırmanın kritik meydana geldiğunu düşündük. Böyle dini yapımların ülkemizde daha fazla yapılabilmesi adına bir mekan ihtiyacı hissiyatında bulunduk. Onun üzerine böyle bir plato inşa etmeye karar verdik." diye konuştu.
Kalyoncu, platonun inşa sürecinde ilk referanslarının "Çağrı" filmi meydana geldiğuna işaret etti.
"O döneme ait Orta Doğu şehirlerine de baktık." diyen Kalyoncu, şöyle konuştu:
"Mekke'nin çok eski resimleri veya çizimleri yok. Tarih kitaplarında bulamıyorsunuz ama klasik bir Orta Doğu şehrini Mekke'yle, Kabe'yle birleştirerek biraz da dramaturjinin, sinemanın ihtiyaçlarına hizmet edecek şekilde dizayn ettik. 'Bire bir o dönem Mekke'nin aynısı.' diyemeyiz ama tabii ki onu andıran, hissettiren, gelen misafirlerimizin de aynı manevi iklimi yaşayabildiği bir ortam oluşturduk diye düşünüyorum."
Bilal Kalyoncu, Mekke şehrini yansıtan 90 hanenin platoda gerçekleştirildiğını söyleyerek, "Burayı klasik bir plato gibi yapmadık. Yapılarda uzun ömürlü olsun diye çelik konstrüksiyon kullandık. Kerpiç evler gibi meydana geldi. Genelde film platolarının ömrü 3, 5 ya da 7 yıl oluyor. Yağmurdan, soğuk hava şartlarından çok ciddi zarar görüyorlar. Biz, burada yapıları çok uzunca bir süre kalabilecek şekle dönüştürdük. Herkes, ekonomik sebepler ve şu anki savaş şartları dolayısıyla Orta Doğu'ya ya da Mekke'ye gidemiyor. Biz de Mekke'ye gidemeyenler için o manevi iklimi hissedebilecekleri bir alan olsun istedik." ifadelerini kullandı.
Platoyu çekimler sonrası tema parka çevirmek istediklerini anlatan Kalyoncu, "Halkımızın sürekli ziyaret edebileceği, onlara bilgi nakledilebilecek ve burada sürekli eğitimlerin olabileceği bir tema park yapma niyetimiz var. Ailelerin çocuklarıyla gelip güzelce gezebileceği bir alan oluşturmak istiyoruz. Bir yandan da dini filmlerin çekileceği, üretileceği bir ülke olalım istiyoruz. Son dönemde biz, İslamiyet'in bir şekilde hem hizmetçisi hem de koruyucusu gibi bir ülkeyiz. Bu tarz kültürel yayınların da yapımlarının da sahibi Türkiye olmalıdır diye böyle bir düşünceyle burayı imar ettik." şeklinde konuştu.
Kalyoncu, çekimleri mayıs ve haziranda gerçekleştirmeyi planladıklarını söyleyerek, şöyle devam etti:
"Platoyu resmi olarak henüz açmadık. Halen inşa sürecimiz ve sanatsal çalışmalarımızı devam ettiriyoruz bununla birlikte halkımızdan bazı ilgili insanlar gelip burada videolar çekti. Çektikleri videolarla böyle bir şeyin gerçekleştirildiğını halkımıza duyurdular ve bu durum bir anda sosyal medyada patladı. Mekke'ye özlem, Peygamberimize sevgi, bir anda insanlarda çok yüksek bir heyecan olarak tezahür etti ve buraya bir anda ziyaretçi akını oluştu. Geçen hafta arkadaşlardan aldığım rakama uyarınca 100 bini aşkın insan gelip burayı ziyaret etmiş."
Henüz resmi olarak açılmayan platonun ziyarete uygun olmadığını belirten Kalyoncu, platoyu görmek isteyenlere kontrollü şekilde yardımcı olmaya çalıştıklarını vurguladı.
Bilal Kalyoncu, filmde ilk vahyin geldiği dönemden Ebu Cehil'in ölümüne kadar olan süreci anlatacaklarının altını çizdi.
"Filmde İslamiyet'in ilk doğuş sürecinde yaşanan sancılı, sıkıntılı dönemi anlatmak istiyoruz." diyen Kalyoncu, şunları belirtti:
"Hikayeyi, sahabe Ammar bin Yasir'in gözünden anlatacağız. Ammar bin Yasir'in özelliği, ilk Müslümanlardan olmasının dışında annesi ve babası Hazreti Sümeyye ve Hazreti Yasir, İslam'ın ilk şehitleri. Mekke'de ilk yapılan eziyetler etrafında ilk şehit edilen insanlarımız. Bu sebeple onların hikayesini anlatmak istiyoruz."
Hazırlıkları 3 yıldır süren filmin senaryosunu Harun Güzeloğlu'nun yazdığını dile getiren Kalyoncu, "Filmi çektikten sonra ilk hedefimiz, Türkiye ve İslam ülkelerindeki sinemalarda yayımlanması. Ardındaki süreçlerde TRT'yle birlikte karar verip bir strateji belirleyeceğiz." dedi.
Kalyoncu, İslam'ı hurafelerden kurtarmak adına dini filmlerin daha çok yapılması gerektiğinin altını çizerek, "Artık insanlar, görsel ürünlerden besleniyor, araştırmıyor, yeterince okumuyorlar. Biz de bu anlamda İslam'ın doğru bir şekilde anlatılmasına (filmlerle) vesile olabilirsek bizim için mutluluk olur." görüşünü paylaştı..
Kaynak: Anadolu Ajansı
