Dünya

Avrupa'nın ABD İle Ayrışması İran Savaşında Ne Getirir?

Sude Naz Öztürk

Sude Naz Öztürk

Tüm yazıları
3 Mart 20263 dk okuma
Avrupa'nın ABD İle Ayrışması İran Savaşında Ne Getirir?

İspanya, ABD ve İsrail'in uluslararası hukuku çiğnediğini belirtti. Almanya ise müttefiklerine ders vermenin zamanı olmadığını savundu. Bu ayrışma ne anlama geliyor?

Avrupa'nın sokaklarında, ABD-İsrail saldırıları sonrası İran'ın Süleymanı Ayetullah Ali Hamaney'in ölümüyle sevinç çığlıkları atan İran diasporasıyla dolup taştı. Brüksel'deki bir adam, "Diktatör öldü. Hayatımdaki en iyi gün!" diyerek sokaklarda dans etti. Ancak bu sevinç, Avrupa Birliği (AB) yetkililerinin İran rejimine karşı eleştirileriyle karıştı. İnsan hakları ihlalleri nedeniyle Tahran'a yaptırımlar uygulayan AB, şimdi ise ABD-İsrail saldırılarının uluslararası hukuk açısından meşruiyetini sorgulamakta zorlanıyor.

Hangi Taraf Hakkında Ne Düşünüyor?

ABD Başkanı Donald Trump, ABD'nin İran'ın nükleer silahlara ulaşmasını engelleyeceğini ve İran'ın füze kapasitelerini yok edeceğini belirtti. Ancak Washington, uluslararası hukuka dayalı bir gerekçe sunmaktan kaçınıyor. Savunma Bakanı Pete Hegseth, ABD'nin "sözde uluslararası kurumların söylediklerine aldırış etmeden" hareket ettiğini ve "stüdyolarla dolu kurallara" ihtiyaç duymadığını ifade etti. Bu durum, bölünmüş bir Avrupa'da farklı tepkilerle karşılanacak.

Almanya ve İspanya'nın Farklı Yaklaşımları

Berlin'de Şansölye Friedrich Merz, Washington'u eleştirmekten kaçınarak, "Uluslararası hukuk çerçevesinde hukuki değerlendirmeler siyasi değişim açısından pek bir şey başaramaz" dedi. Merz, müttefiklere ders vermenin zamanının olmadığını savundu. Ancak Madrid'deki İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, ABD ve İsrail'in tek taraflı askeri eylemlerini reddettiğini ve bunun uluslararası düzeni daha belirsiz hale getirdiğini dile getirdi.

Uluslararası Hukuk Ne Diyor?

Cambridge Üniversitesi'nden profesör Marc Weller, mevcut saldırılar için hukuki bir gerekçe bulunmadığını belirtti. Uluslararası hukukun, bir devletin düşmanca tutumuna karşı kuvvet kullanımını yalnızca silahlı bir saldırı durumunda izin verdiğini ifade eden Weller, İran'daki hükümetin halkına yönelik baskılarının uluslararası müdahaleyi haklı çıkarmayacak seviyede olduğunu söyledi.

Öte yandan, Reading Üniversitesi'nden profesör Rosa Freedman, İran'ın bölgedeki tehditlerini göz önünde bulundurarak, ABD-İsrail saldırılarının meşru olduğunu savundu. Freedman, hukukun yalnızca metinlerine bakmanın yanıltıcı olabileceğini ve bu bağlamda saldırıların yasal olduğunu düşündüğünü belirtti.

Tehlikeli Bir Öncelik Oluşuyor Mu?

Bu tartışmalar, büyük ölçüde hukuk kitaplarında kalacak gibi görünüyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, çatışma durumlarında yaptırımlar uygulayabilir, ancak ABD'nin ya da müttefiklerinin aleyhine olan herhangi bir eylemi veto edebilme yeteneği, bu konudaki tartışmaları etkisiz hale getiriyor. Weller, yasadışı davranışların vurgulanmamasının, güç kullanımının yeniden kabul edilebilir hale gelmesine yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu.

Bu durum Avrupa için ciddi sonuçlar doğurabilir. "Eğer net ilkeler kalmazsa, Rusya'nın yeni saldırılarına ya da potansiyel Çin genişlemesine karşı koymak zor olacak," diyen Weller, ikiyüzlülük ve çifte standart eleştirilerinden kaçınmanın önemine dikkat çekti.

Sude Naz Öztürk

Yazar

Sude Naz Öztürk

Tüm yazıları gör →

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

0/2000