Almanya'nın Köln şehrinde bir idare mahkemesi, Ülkede tartışmalı bir şekilde tanımlanan Alternatif Almanya (AfD) partisinin 'onaylı aşırı sağ' olarak adlandırılmasına yönelik yasak getirdi. Mahkeme, bu etiketin yasal olup olmadığını belirlemek için kesin bir karar verilene kadar, Almanya İç İstihbarat Teşkilatı'nın (BfV) bu tanımı kullanamayacağını açıkladı.
Mahkeme Kararının Arka Planı
Mayıs 2025'te, BfV, AfD'yi 'onaylı aşırı sağ' olarak sınıflandırmıştı. Bu karar, partinin itirazı sonucunda ortaya çıkan bir hukuki süreçle karşı karşıya kaldı. Mahkeme, AfD'nin bazı potansiyel olarak anayasaya aykırı ifadeler ve politikalar sergilediğine dair kanıtlar bulmasına rağmen, partinin tamamının aşırı sağ olarak nitelendirilmesi için yeterli delil olmadığını belirtti.
Mahkeme, "Acele yargılama prosedürü çerçevesinde yapılan incelemede, başvuranın genel olarak yukarıda tartışılan görüşlerle baskın bir şekilde yönetildiğini şu anda belirlemek mümkün değildir," ifadesini kullandı. Mahkeme, bu yasak kararının kesin hüküm verilene kadar geçerli olacağını bildirdi.
AfD'nin Cevabı ve Siyasi Etkileri
AfD, bu kararı büyük bir zafer olarak nitelendirerek, partinin eş başkanı Alice Weidel, "Sadece iç istihbarat teşkilatının AfD'yi 'onaylı aşırı sağ' olarak sınıflandırma yetkisi kalmadı; ayrıca, partinin kapatılmasını isteyen fanatiklere de dolaylı olarak dur denildi," şeklinde açıklamalarda bulundu.
Kararın, özellikle 2024'te yapılacak olan bölgesel seçimler öncesinde partinin kampanyalarına moral kaynağı olacağı ifade ediliyor. AfD, Baden-Württemberg ve Renanya-Palatina gibi eyaletlerde önemli seçim kazanımları hedefliyor.
İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt ise mahkemenin kararını dikkate aldıklarını belirterek, BfV'nin AfD'yi aşırı sağ bir grup olarak izlemeye devam edeceğini, ancak bunun 'sert' bir sınıflandırma olmayacağını vurguladı.
Sosyal Demokrat partinin hukuk sözcüsü Carmen Wegge, mahkemenin kararına katılmadıklarını belirterek, "AfD'nin anayasaya aykırı olduğuna dair inancım tam. Partinin anayasa mahkemesi tarafından değerlendirilmesini istiyoruz," dedi. Ancak, şu an için bu durumun yalnızca bir tehdit olduğunu ve parlamentoda ya da Karlsruhe Mahkemesi'nde bir hareketin bulunmadığını ifade etti.
AfD'nin avukatı Ralf Höcker, mahkeme kararını, daha büyük bir kararın geleceğine dair bir işaret olarak değerlendirdi. "Demokraside, bir partinin tamamını yasaklamak için birkaç çılgın parti üyesine işaret etmek yeterli değildir. Bu durumda, AfD'nin yasaklanması artık olası değildir," ifadelerini kullandı.
Bu gelişmeler, Almanya'daki aşırı sağcı politikaların ve toplumsal kutuplaşmanın artmasına dair endişeleri yeniden gündeme getirdi. AfD'nin geleceği, hem iç politikada hem de Avrupa'daki diğer aşırı sağ partiler için önemli bir örnek teşkil edebilir.

